Op. Dr. Turab Ulaşoğlu
Üroloji
Denizli
Üroloji
Denizli
DOĞUMAylardan ocak. Çok soğuk. Kışın tam ortası. Çatı saçaklarında dev buz sarkıtlarıoluşmuş. Yerler kar ve buz. Çamur bile donmuş. Böyle bir kış gününde,Anadolu’da bir köyde, avlunun yukarı tarafındaki iki katlı evin üst katındadünyaya gelmişim. Annem hep böyle anlatır doğduğum ...
Devamını okuOp. Dr. Turab Ulaşoğlu
Şehir: Denizli
Bölüm: Üroloji
Op. Dr. Turab Ulaşoğlu
Hastane: Turab Ulaşoğlu Muayenehanesi
Adres: Sırakapılar Mahallesi 1521 Sokak No: 16 Daire 1 ( Defterdarlık Karşısı )
DOĞUM
Aylardan ocak. Çok soğuk. Kışın tam ortası. Çatı saçaklarında dev buz sarkıtları
oluşmuş. Yerler kar ve buz. Çamur bile donmuş....
DOĞUM
Aylardan ocak. Çok soğuk. Kışın tam ortası. Çatı saçaklarında dev buz sarkıtları
oluşmuş. Yerler kar ve buz. Çamur bile donmuş....
Oğlumun sünneti için gittik dr bey ve ekibi çok ilgili ve alakalıydı.Çok steril bir ortam en önemlisi ve randevu saatinde sadece siz oluyorsunuz muayehanede kesinlikle tavsiye ederim
5 aylık oğlumu sünnet ettirmek için çok doktor araştırdım benim için en önemlisi tecrübeydi ve Turab beyle tanıştık Güler yüzlü işinin ehli samimi davranışlarıyla güvenimizi kazandı iyi ki hocamızla tanışmışız korktuğumuz gibi değilmiş en güzel sünnet bebekken yapılanmış çok çabuk iyileşti tabi bu süreçte doktorumuzla hep iletişim içindeydik
Guler yüzü ve enerjisiyle bütün stresimizi aldı. Sadece 3,5 dk süren eğlenceli bi sünnet geçirdik.Her konuda bizi bilgilendirdi ve iyileşme sürecinde bizimle iletişimi kesmedi. Ilgi ve alakasindan dolayı cok tesekkur ederiz
Üç aylık bebeğimizi sünnet yaptırdım yapılan işlem ve tedaviden çok memnun kaldım tavsiye ederim teşekkür ederim hocam
3 buçuk aylık oğlumun sünneti için başvurmuştuk ve gerçekten çok memnun kaldık iyi ki ertelememişiz dedik çok teşekkür ederiz Turab bey
Genital siğil için gittim, gerçekten harika ve çok çok iyi devranışlı bir doktor. Bu gibi Rahatsızlığınız varsa Tavsiye ederim pişman olmayacaksınız. Gene çok teşekkür ederim doktor bey.
sünnet icin geldik iyiki geldik hocam ellerin dert gormesin inşallah... cok memnunuz sizden
Doktor bey ilgi alaka muhabbet ve sohbet yönünden çok muhteşem bir insan..Sadece 30 dakikada sünnetimizi olduk ve evimize dönmek için yola çıktık.. Elinize kolunuza sağlık..Başarılarınızın devamını dilerim
Çok iyi güleryüzlü ve eli hafif bir doktor oğlum çok rahat bir şeklde sünnetini oldu ortamda çk iyi teşekkürler turab bey size gelmekle doğru karar vermişim
Gerek lokal yapılan ortam gerek sünnet esnasında bulunulan oda gerçekten çok temiz ferah nezihti. Çok memnun kaldık doktorumuz güler yüzlü empatili bizi çok iyi karşıladı. Herşey çok güzel geçti
Bu uzmana sorulmuş bir soru yok.
Bu uzmanın online randevu alabileceğiniz bir takvimi bulunmuyor.
Bilgilerinizi hemen bize iletin. Kontroller tamamlandığında, sayfanızı yönetmeye başlayabilmeniz için size gerekli erişim bilgilerini sağlayalım.
Profildeki bir bilginin yanlış veya güncel olmadığını düşünüyorsanız bize bildirin. Talebiniz moderatörlerimiz tarafından incelenecektir.
DOĞUM
Aylardan ocak. Çok soğuk. Kışın tam ortası. Çatı saçaklarında dev buz sarkıtları
oluşmuş. Yerler kar ve buz. Çamur bile donmuş. Böyle bir kış gününde,
Anadolu’da bir köyde, avlunun yukarı tarafındaki iki katlı evin üst katında
dünyaya gelmişim. Annem hep böyle anlatır doğduğum günü. Kesin tarihi kimse
bilmiyor.
Babaannem ebe hemşire olduğu için her hangi bir sorun yaşanmamış.
Doğumumu evde babaannem gerçekleştirmiş. Ailemin üçüncü çocuğuyum. Bir
ablam ve bir kız kardeşim var. Abim varmış ancak yedi yaşlarında iken
bilinemeyen bir nedenle hayatını kaybetmiş. Zaten kız kardeşim de ondan sonra
dünyaya gelmiş.
KÖY
Hatırlayamadığım bir tarihte Ankara’ya göçmüşüz. Çok küçükmüşüm demek ki.
Aslında bu göçme işini dedem hiç onaylamamış, babamın köyden ayrılmasını hiç
istememiş. Babam 10 kardeşin en büyüğü. Çünkü toprak çok, aile büyük. İşçi
gerek, çalışan gerek. Ailenin dağılmasını istemiyor. O zamanlar tarımsal üretim
çok para ediyor. Çalışan kazanıyor. Dedem haklı. Çok severim rahmetliyi. Pek
karizmatik, pek bilgili ve pek yakışıklı bir köy beyefendisi idi.
Her ne kadar Ankara’ya taşınmış olsak da, köyümüzle bağlantımız hiç kesilmedi.
Belki de 15 yıl her yazımız köyde geçti. Okullar tatil olunca soluğu köyde alırdık.
Köyü o kadar severim ki; neredeyse her gece rüyama girer ve okulların tatil
olmasını iple çekerdim. Köye gitmek üzere otobüse binince yüreğim yerinden
fırlayacak gibi olurdu. Ailemiz çok kalabalıktı. Amcalarımla yaşım yakındı. Köy
demek benim için sınırsız oyun alanı demekti. Bağlarda bahçelerde koşturur,
ekin tarlalarının içine dalar, derelerde çimer, ağaçların tepelerine tırmanırdık.
Bir bakarsın yerde, bir bakarsın gökte idik. Büyükler tarlaya çalışmaya giderken,
biz oyun oynamaya giderdik. Tarlada yaptığımız kahvaltıyı, şimdikilerle
kıyaslarsak çeşit çok azdı. Ama benim için dünyanın en leziz ve en zevkli
kahvaltısıydı. Yıllarca hayatımın en güzel tatillerini yaptım köyümde. Ve o
tatilleri bir daha asla yapamayacağım artık. Çünkü artık ne köy kaldı ne de
köylü.
ANKARA
Ankara’ya yerleşince, babam kalkmış Fransa’ya gitmiş. İşçi olamamış ve geri
gelmiş. Üç ay kalmış oralarda. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesine
girmiş sonra. Aşçı olarak. Kadere bakın ki ben de oraya girdim yıllar sonra.
Öğrenci olarak.
İLKOKUL VE ORTAOKUL
Evimize en yakın ilkokula başladım. O zamanlar ikinci teneffüsümüz uzun
olurdu. Ablamla koşarak eve gelir, kahvaltımızı yapar ve geri dönerdik. Birinci ve
ikinci sınıfı orada okuduktan sonra okulum değişti. Başka bir yere taşınmıştık.
Yeni okulumda zorlandım biraz. Çalışkan olmama rağmen. Çünkü okulda çalışan
mahalle komşumuz, kendi oğlunu ve beni okulun en sert ama en iyi
öğretmenine yazdırmıştı. Demek ki sert olmak iyi olmakmış o zamanlar.
Kendisinin üzerimizde çok emeği vardır. Ödeyemem.
İlkokulum hala yerinde durur. Ankara’ya her gidişimde görüyorum. Bizimkilerin
oturduğu semtte. Sınıfımın yerini hatırlıyorum. Kara önlüklerimizi giyer, beyaz
naylon yakamızı takardık. Hem korkarak, hem de hevesle giderdim okuluma.
Ortaokulum da hemen yanındaydı. Aynı bahçedeydiler. Üç yıl okudum orada.
LİSE
Yine aynı semtte olan liseye yazıldım. Çok başarılı bir liseydi. Sınıfımız da iyiydi.
Sadece bizim sınıftan yedi kişi tıp fakültesini kazanmıştı. O zamanlar servis filan
yoktu. Yürüyerek gidip gelirdik.
Tıp Fakültesi
Birinci tercihim olan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine girdim. Çok istiyordum
doktor olmayı. Buradaki altı yılım hayatımın en güzel, en anlamlı evresidir. Çok
güzel, çok değerli dostluklarımız oldu. Yıllar sonra buluştuğumuzda, hiç
eskimediğini ve kaldığı yerden devam ettiğini gördük. Her sabah büyük bir
hevesle gelirdim okuluma. Sanki ben doktor değil de bilim adamı olacağım. O
kadar ciddiyim. Acayip çalışkanım. Hiç sene kaybetmeden okulu tam zamanında
bitirdim.
MECBURİ HİZMET YILLARI
Doktor oldum artık. Çok mutluydum. Ankara’nın doğusuna bile hiç geçmemiş
olan ben Şanlıurfa Siverek’e atandım. Mecburi hizmetimi yerine getirmek üzere.
Bayağı uzakmış. Annemle bindim otobüse ve 17 saat sonra oraya vardık. Beni
yerleştirip döndü annem. Bekarlık günleri. Zor günlerdi. 20 ay çalıştım orada.
Geceleri sokağa çıkamazdık. Adres sormayan bir kurşun, bizi başka dünyalara
taşıyabilirdi.
Çankırı’ya tayin oldum. Sanırım 2,5 yıl çalıştım. Oradan askerliğe gittim.
ASKERLİK
Asker olacağım deyince beni Mardin Esenyurt sınır taburuna gönderdiler.
Gittim gördüm ki delirmemek elde değil. Mesai kavramı yok. Sınır taburu
olduğu için. İş bitti yok, akşam oldu yok, sabah oldu yok, cumartesi yok, pazar
yok. Ama önümde 16 ay var.
Neyse ki beni oradan Kızıltepe’ye çektiler. Burası da iç güvenlik taburuymuş.
Dağlarda gezmeye başladık. Günlerce, saatlerce. Bir gün taburda kalıyorsak, iki
ya da üç gün dağlarda kalıyorduk. Sürekli yürüyorduk. Arama tarama
faaliyetleri. Hiç unutamam; bir keresinde silahım ve sırt çantamla tam 14,5 saat
aralıksız yürümüştük. Taşların üzerinde, yerde,çok yattım.
Merkeze döner dönmez yaptığımız iki şey vardı: duş almak ve yatıp uyumak.
Günlerce, aylarca dağlarda gezdik. Ben gezdik diyorum, aslında gezme değil
görev. Olumlama yapıyorum, işin şiddetini yumuşatmak için. Tam bana göreydi
bu gezmeler. Doğada olmayı ve doğada kalmayı hep sevmişimdir. Hala bu
faaliyetlerim devam eder. İlerde söz edeceğim.
Dağlarda gezerken, nerede bunlar derken kendimi silahlı çatışmanın ortasında
buldum. Hem de nasıl bir çatışma. Silahlar hiç susmuyor. Sabahın erken
saatlerinde başlayıp, hava kararıncaya devam etti. Çatışma başladığında ben
son duamı yapıp, günahlarımın affolması için yalvarmaya başlamıştım bile.
İçimden dedim ki “Buraya kadarmış”. Şırnak ve Silopi’den savaş helikopterleri
yardıma geldi bize. Havadan izli uçaksavar mermileri inmeye başladı yere.
Akşam oldu. Çatışma bitti. Herkes evine döndü. Neyse ki yaşayacak ömrümüz
varmış. Ölmedim yani.
Sonra Kuzey Irak’a harekat var dediler. Oraya doğru yola çıktık. Karadan.
Yüzlerce araç, binlerce asker. Böylece ilk defa yurtdışına çıkmış oldum. Hem de pasaportsuz. Herkese nasip olmaz. Tam 31 gün çadırda kaldım. Bitti ve yurda döndük.
EVLİLİK VE İHTİSAS
Askerlik bitiminde Çankırı’dan Ankara’ya tayin oldum. Bu arada evlendim.
Evliliğimin 22. ayında kız evladı sahibi oldum. Sonra ihtisas yapmak üzere
Ankara’dan yine ayrıldım. 5 yıllık ihtisasdan sonra bu sefer de uzmanlık mecburi
hizmetimi yerine getirmek üzere Türkiye’nin bittiği yere atandım: Yüksekova
Başhekimlik
Hastaneye başhekim bulamadıkları için daha doğrusu kimse orada bu işi
yapmak istemediği için beni atadılar. Uykusuz gecelerim başladı. Çok sorun ve
çok sorunlu insan vardı. Sorunlardan, uyuyamamaktan, çok çalışmaktan,
sorumluluk sahibi olmaktan ilk yirmi günde 5 kilo kaybettim.
Yüksek Devlet Hastanesi’nde Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdim. Hastanenin
hem kanalizasyonu hem de tıbbi atıkları hemen yanımızdaki tarlaya
boşaltılıyordu. Orada valilikle, merkezde sağlık bakanlığı ile görüşmeler yaptım.
Türkiye’de bir devlet hastanesinde ilk olarak atık su arıtma tesisatı yaptırdım.
Hem de hastanenin parasıyla değil, merkezi bütçeden para alarak. Hastane
bahçesine 317 fidan diktirdim. Arıtılan su ile fidanlar sulanmaya başladı. Ve
hastane yeşillenmeye başladı.
Zorlu başhekimlik sürecim, mecburi hizmetim bitince bitmesi gerekiyordu
ancak bitmedi. Ordu’ya tayin istedim olmadı. Puanım yetmedi. Bir sonraki tayin
dönemini bekledim.
SON DURAK: DENIZLI
İkinci tayin döneminde Denizli’ye tayin istedim ve hizmet puanımla tayin
oldum. Denizli’ye taşındık. Servergazi Devlet Hastanesi’nde çalışmaya başladım.
Bu arada kendime bahçe evi yaptım. Doğayı, yeşili, bitkileri, hayvanları çok
severim. Bahçemde tavuklarım ve köpeklerim oldu. Onlarla güzel vakitler
geçirdim. Civcivlerim, yavru köpeklerim vardı. Bana huzur veren tek yer orası.
Dünyadaki cennetim.
Puan: 5 / 5
Tarih: 29 Aralık 2020, 21:49Yorum: Oğlumun sünneti için gittik dr bey ve ekibi çok ilgili ve alakalıydı.Çok steril bir ortam en önemlisi ve randevu saatinde sadece siz oluyorsunuz muayehanede kesinlikle tavsiye ederim
Puan: 5 / 5
Tarih: 27 Aralık 2020, 22:36Yorum: 5 aylık oğlumu sünnet ettirmek için çok doktor araştırdım benim için en önemlisi tecrübeydi ve Turab beyle tanıştık Güler yüzlü işinin ehli samimi davranışlarıyla güvenimizi kazandı iyi ki hocamızla tanışmışız korktuğumuz gibi değilmiş en güzel sünnet bebekken yapılanmış çok çabuk iyileşti tabi bu süreçte doktorumuzla hep iletişim içindeydik
Puan: 5 / 5
Tarih: 27 Aralık 2020, 15:10Yorum: Guler yüzü ve enerjisiyle bütün stresimizi aldı. Sadece 3,5 dk süren eğlenceli bi sünnet geçirdik.Her konuda bizi bilgilendirdi ve iyileşme sürecinde bizimle iletişimi kesmedi. Ilgi ve alakasindan dolayı cok tesekkur ederiz